ARADA KALDIK HACI

 Bazen bazen geriye kalan da, gerçekten çok garip bir zamana teğet geçmiş ömrümüzün. Öyle bir nesilde dünyaya gelmişiz ki; kime, ne zaman ve nasıl konuşacağımızı bir türlü bilememişiz. 

Bizim hikâyemiz, hep özelleştirilmiş cümleleri bitsin diye beklemekle geçti.

Asla konuşamadık büyüklerin yanında zaten konuşsak kesinlikle ya terlik yada dayak yerdik. Çünkü saygısızlıktı.

Sesini değiştirmeye uygun olsan bile haksız dedilerse sen haksızsın 

Gençtik; baba baskısı, anne çekincesi dedik, "Aman büyük, ayıptır" deyip dilimizi ısırdık, sustuk.

Evlendik; koca baskı, kaynana sitemi, görümce lafı dedik...

 "Yuvada huzur olsun, gelinliğimizi bileyim, tadımızdan kaçmasın" dedik, içimize attık, yine sustuk. 

Bizim gençliğimizde büyüklere karşı gelmek değil, gözünüzün içine bakarak fikir söylemek bile cesaret isterdi.

Zaman su gibi aktı gitti. Yaşa dayandı eliye... 

Taş geldi bağrımıza ama bir yandan da dedik ki: "Tamam, artık buradayız. Yaşımızı aldık, tecrübelendik, yorulduk.

Fakat ne mümkün!

Bu sefer de sahneye çıkan çocuklar çıktı. Bir önceki nesil "Siz bilmezsiniz" diye sustururdu bizi, şimdiki nesil ise "Anne sen anlamazsın, zaman değişti" diye susturuyor. 

Neden niye niçin 

Biz tam kendi sesimizi kazanırken, dünya başka bir dilde konuşmaya başladı.

Bazen düşünüyorum da, bizim neslimiz gerçekten çok şanssız.

Bizden bir önceki neslin tamamlanmasıydı; Esnekliğin, otoritenin konforunu sürdürürler. Ne derlere hürmet gördüler, sorgulanmadılar. Şimdiki nesilde çok buluşmak; 

Sınır çizmeyi biliyorlar, özgürlüklerine olan düşmanlıkları, kendi haklarını kimsede bırakmıyorlar.

Peki ya biz?

Evlatken anne-babayı idare ettik, gelinken büyükleri idaresi yaptık, anne olduk bu kez çocuklar ezigi olduk 


 Biz meğer bir ömür boyu özgürlükler için köprü olarak harcamışız.

Ama artık ellisinden sonra öğrenmemiz gereken tek bir şey var: 

Dinleyen olsun ya da olmasın, dinlenmeyi hak ediyoruz. 

Artık bizde varız diyebiliriz. Çocuklardan çocuklarımızın baskısından yönetmesinden memnun değiliz.

Yıllarca susmuş olmak, anlatılacak bir şey yok olsada anlamı yok. 

Belki de artık bizi susturmasına izin vermek yerine, en çok kendi iç sesimize kulak vermenin zamanı geldi.

Çünkü bizim de söylenmemiş kendimizi anlatamadığımız çok sözümüz var...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

EVET BİZ ALAN TANIDIK

SİZ OLSANIZ NE YAPARDINIZ

Sevgi; sürekli kazanılması gereken, bir hizmet karşılığında lütfedilen bir değer olmamalıdır