Kayıtlar

Ekim, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ANNE OLMAK

  Bir kadının ellerine bakarak anlayabilirsiniz bir evin tarihini. O eller ki küçücük yaşta babasız kalmış evlatları hayatta tutmak için başkasının evinde temizliğe gitmiştir; o eller ki geceleri göz nuru döküp örgü örmüş, ilmek ilmek bir geleceği dokumuştur. Boğazından tek bir lokma geçmez evlatları olmadan. Kendi yemez yedirir, kendi giymez giydirir; azı çoğaltır, yokluğu var eder. Çünkü analık, kendini teğet geçip evladına siper olmaktır. ​Peki sonra ne mi olur? ​O yoklukla, binbir güçlükle büyütülen, okutulup bir mevki sahibi yapılan evlatlar bir gün kendilerini “bir şey” sanmaya başlarlar. İşte vefasızlığın en ağır tokatı tam da o an iner ananın yüzüne. Annesinin helal kazancıyla, kısıtlı imkânlarla önlerine koyduğu her şeyi küçümsemeye başlarlar önce. Üstten bakan gözlerle süzüşler, sanki o imkânlar gökten zembille inmiş gibi rahatça harcamalar başlar. ​Siz evde helal lokmanızı yerken onları düşünürsünüz; onlarsa şık restoranlarda, ışıltılı masalarda gezerken akıllarına bi...

ARADA KALDIK HACI

 Bazen bazen geriye kalan da, gerçekten çok garip bir zamana teğet geçmiş ömrümüzün. Öyle bir nesilde dünyaya gelmişiz ki; kime, ne zaman ve nasıl konuşacağımızı bir türlü bilememişiz.  Bizim hikâyemiz, hep özelleştirilmiş cümleleri bitsin diye beklemekle geçti. Asla konuşamadık büyüklerin yanında zaten konuşsak kesinlikle ya terlik yada dayak yerdik. Çünkü saygısızlıktı. Sesini değiştirmeye uygun olsan bile haksız dedilerse sen haksızsın  Gençtik; baba baskısı, anne çekincesi dedik, "Aman büyük, ayıptır" deyip dilimizi ısırdık, sustuk. Evlendik; koca baskı, kaynana sitemi, görümce lafı dedik...  "Yuvada huzur olsun, gelinliğimizi bileyim, tadımızdan kaçmasın" dedik, içimize attık, yine sustuk.  Bizim gençliğimizde büyüklere karşı gelmek değil, gözünüzün içine bakarak fikir söylemek bile cesaret isterdi. Zaman su gibi aktı gitti. Yaşa dayandı eliye...  Taş geldi bağrımıza ama bir yandan da dedik ki: "Tamam, artık buradayız. Yaşımızı aldık, tecrübelendik, yo...