OKUMAKLA ADAM OLUNMUYOR
Bugün köşemi, sokakta, yerinde, bazen ne yazık ki en yakınımızda sık sık rastladığımız, dışı cilalı ama içi boş bir insan profilini ayırıp ayırdım.
Hani şu her şeyi bildiğini sanıp aslında hiçbir şeyden haberi olmayan; diplomayı cehaletin panzehri zanneden ama insanlıktan sınıfta kalan modern zaman figürlerini…
Bu kişinin özellikleri aslında çok kolaydır. Ellerine azıcık bir maddi olanak, küçük bir güç ya da yetkilendirilen bir boyut illüzyonuna kapılıverirler.
Düne kadar aynı yolda yürüyen insan, bugün sanki başka bir galaksiden dünyaya yeni yürüyüşler yapmış gibi davranmaya başlıyor.
Giydiği yeni bir elbise onu dünyanın en güzel insanı, cebindeki üç kuruş ise onu dünyanın en güçlü yapıverir. Bekliyoruz; Her şeyin fiyatını ezbere bilirler ve bunu gözünüze sokmak için atarlar.
Çünkü onların bir nesnenin değeri birbirini takip etmiyor, etiketlerindeki sıfırlardadır. Kendi değerlerini ancak veya etiketlerle ölçebilirler. Kendini dolduramayan insan, dışarıyı abartılı maskelerle kaplamaya mahkumdur ne yazık ki.
Üstelik toplum olarak en büyük yanılgılarımızdan biri, akademik unvanları otomatik olarak olgunluk ve karakter ile eşleştirmemizdir.
Oysa ne kadar yüksek okullarda okurlarsa okusunlar, bazı insanların beyni ve ruhu ne yazık ki gelişimi tamamlanamaz.
Eski bir atasözü
"Tahsil cehaleti alır, eşeklik baki kalır."
Bilgiyle birlikte, başka bir şeyin, o bilgilerin ahlakına, empatiye ve görgüye dönüştürülebilmesi bambaşka bir şeydir. Karakteri aile terbiyesiyle, sevgiyle ve vicdanla yoğrulmamış birinin dünyanın en iyi diplomasını da verseniz, elinizde kalan tek şey diplomalı bir bencil olacaktır.
Zaten bu insanların lügatinde "biz" sertifikasına asla yer yoktur.
Varsa yoksa "ben, ben, ben..." Her şeyin en iyisini yapabilecekleri hak ettiğini sanan. En Güzel giyinirler, en doğru kararı verirler.
Başkalarının başarısı, mutluluğu ya da güzelliği onlarda sadece derin bir kıskançlık ve haset uyandırır.
Kendi bencilce istekleri uğruna ona kılığa girebilir, her türlü maskeyi takabilirler. Çıkarları ısırsa o maske düşerse ve altında güncel gerçeklikle baş başa kalırsınız.
Şimdiki eğri oranları doğru konuşalım; Karakter bencilce istek üzerine kurulu, hayatı sadece maddiyattan ve gösterişten görünen görünen, empati yeteneğinden yoksun bu sisteme dahil olan sağlıklı bir gelecek inşa edilebilir mi?
Cevap çok net: Hayır.
Temeli ego, harcı görgüsüzlükle karılmış bir binadan sağlam bir yuva, sağlıklı bir dostluk ya da güvenli bir ortaklık çıkmaz.
Bu tarz insanları değiştirmeye, rüzgara karşı mesafe kanatların kaymasından farksızdır.
Hayat, başkasıymış gibi davrananların maskelerini taşımak için çok kısa. en sağlıklı şey; bu bencilce kurulmuş "ben" imparatorluklarının sınırından uzak durmak ve kendi kendine samimi, sade dünyamızın huzurunu korumaktır.
Yorumlar
Yorum Gönder