KALEMİM
Bazen bu hayatta yapılacak en büyük eylem, geri çekilmedir.
Kalabalıklardan, o hiç bitmeyen anlamsız gürültüden,
Herkesin her şeyi bildiği ama kimsenin gerçekten konuşmadığı o yüzeysel alanlardan usulca uzaklaşmak...
Benim dünyamda kimseyle bir hesaplaşma, bir yarış ya da bir muhataplık yok artık. insanların telâşlarına ve yapmacık samimiyetlerine duvarda konaklamak bir kaçış değil, kendi ruhunu koruma biçimidir.
Bazen en büyük özsaygı, "Ben yokum" diyebilmektir.
Ama insanın tamamen sulanması. İçimizdeki o derin ses bir yerden çıkmak ister. İşte tam bu noktada, benim en güvenli limanım, en sarsılmaz sığınağım devreye girer:
Kalemim.
Kimseyle iletişim olmazsa ancak dokunduğum ama o kalem kâğıdadığı bir ana cümleleri ben bile müdahale edemem.
Çakıl birikintileri gibi dökülen kelimeler kâğıda.
Filtresizdir, dürüsttür, olduğu gibidir.
İnsan kendine bile yalan diyebilir bazen ama kâğıda dökülen mürekkep asla yalan söylemez.
Belki de bu yüzden, kalemimden dökülen onun cümlesinin üstesinden gelmek zorunda kalırum.
Çünkü o cümleler, dünyanın tüm karmaşıklığını karşılayıp kurduğum en gerçek ve en güvenli şekilde düzenlenmişim.
Hayatta herkesin kendini ifade etmesi ve farklılıkların biçimi farklıdır.
Kimi bağırarak sesini duyurmaya çalışır, kimi bilek gücü güvenir, kimi de sinsice susmayı seçer.
Benim kavgam da sevgim de bu yolların hiçbirine benzemez.
Ben dünyayla olan bütün hesabımda elimdeki o küçük nesneyle görüm.
Benim kalemim sadece güzel cümleler kuran nazik bir araç değildir.
Yeri geldiğinde sert bir tokattan daha ağır vurur; kalemimle döverim.
Hak edene en yalın, en filtreleyici yanıt verir; kalemimle söverim.
Ve birinin gerçekten kalbie alacağısam, yine en saf halimle; kalemimle severim.
"Dilin koz yoktur" derler ya hani, nereye çekersen gider gider, bazen yalan söyler, bazen kıvırır...
İşte benim kalemimin fosili yoktur.
O kâğıda değmediği hiçbir sansüre, hiçbir korkuya, hiçbir toplumsal kural kuralına boyun eğmez.
İçimden ne geçiyorsa, hakikaten onu tam ortan böler.
Kimseyle fiziksel bir kavgam, yüzeysel bir ağız dalaşım olmaz.
Birine kızdıysam bir paragrafa gömerim, birini isterse bir dizeyle ölümsüzleştiririm.
Çünkü bilirim ki fiziki darbeler unutulur, söylenen sözler rüzgârla uçar gider.
Ama dökülen bir kalemden dökülenler, muhatabının zihnine bir ömür boyu kazınır.
Yorumlar
Yorum Gönder