BEN VEBALIMIYIM

 insanların kendileri hasta ruhlu olmuş sanki; Gün içinde fiziksel rahatsızlıkları geçti, ruhları sakatlandı. 

Ama asıl canımı yakan şey bu değil... 

Asıl bana koyan, o insanların yüzüne bakarken sanki üzerimde taşınabilir bir veba gibi davranmaları. 

Yanlarına yaklaşırken görünürlüğü o görünürse çekince, onun dayanıklı bir şekilde büyüdüğü ve içini kemiren o "ayar olması" hissi.

Ben bir babaanneyim. 

Torunumun doğdu... 

İçimdeki heyecanı, göğsüme sığmayan o sevinci varın siz hesap açın. 

Kucağıma almak, koklamak, o minicik cana dokunmak istiyorum, içim kaynıyor.

 "Kızım bir yardımcı olayım mı?" üyeleri, cevap buz gibi: "Yok."

 "Bir şey ister misin, yapayım mı?" diyorum, cevap yine aynı soğuklukta: "Yok." 

Ameliyatlı yeni anneyi düşünüp içim sızdırıyor, "Ver gazını çıkartayım, sen biraz dinlen" diye teklif ediyorum; ama ördükleri görünür o duvarlar yine de devam eder.

"Ulan ben vebalı mıydı?" 

Bende olası mı var, ne yani? 

O benim de torunum, benim de canım, kanım! Neden kendi annesine, kendi kardeşine dokunup ona hedefe yardımcı olabilirken ben bir köşede yabancı gibi izlemek zorundayım? 

Bende ne eksik, bende ne var?"

Benim heyecanım sadece hazırda beklediğince... 

Bir babaanne olarak üstüme ne düşersa, yüreğimden koparak para verdim. 

Bir dünya kıyafeti satın aldım, kucak dolusu eşya düzdüm. 

Bileziğinden emziğine kadar her detayını düşündüm, hiçbir şeyi eksik bırakmadım.

 Ama ilerledikçe tabloya bakın: 

O büyük hevesimin, o içten emeğimin karşılığında ne torunum kucaklayan ne de cep telefonuna tek bir fotoğraf gönderiliyor.

Bu benim feryadım, ama biliyorum ki kapalı kapılar ardında benim gibi binlerce babaannenin yuttuğu o acı hapın ta kendisi. İnsan kendini bir an için "hastalıklı", "istenmeyen" ya da "yetersiz" hissetmekten alıkoyamıyor. 

Bedenimde ya da ruhumda bir kusur mu var diye sorgulayamam. 

Ama hayır, biliyorum ki bende hiçbir şey yok! Ne vebalıyım ne de sevgim değersiz.

Bu durum artık sadece bir lohusalık yorgunluğu değil. 

Benim gücüm emeğim, gösterdiğim hürmeti ve ailelik bağını yok sayan açık bir mesafe koyma çabası. 

Benim hevesimi kursağımda bırakıp, fedakarlıklar üzerinden bana adeta 

"Sen sadece aksesuarlar, altınları sağla; gerisine katıl, uzak dur" mesajı veriyorlar. 

Maddi katkıyı kabul edip, o hediyelerin dağıtılması babaanne kalbine kapılarını kapatıyorlar.

Kendi annesi için bir sığınak olabilir, buna saygı duyarım.

 Ama ben ne kadar iyi niyetli bir şekilde yaklaşsam da beni bir "yargılayıcı", bir "yabancı" gibi düzenlenmiş bebeğinden saklamayı bir güç gösterisine dönüştürüyorlar. Bana bir fotoğraf bile çok görmek, içlerindeki bastırılmış ayarlar o minicik bilgilerin saklanarak çıkartılmasıdır.

Artık karar verdim; kendi onurumu, gururumu ve huzurumu koruyacağım.

 Sürekli "Bebeğim alayım mı?" diye sormayı, hediye peşinde koşmayı ve ricacı olmayı tamamen durduruyorum. 

Benim yokluğum ve bıraktığım o temelden hissedilmeden, sunulan sevginin değeri anlaşılmayacak.

Araya hiç kavga gürültü katmadan, dimdik durarak şunu diyeceğim: 

"Ben üstüne düşen babaannelik görevini de insanlığı da sevgiyle, cömert yaptım. 

Ancak bana lüks olan bu yoldayi ve bir fotoğraftan bile mahrum kalmamayı hak etmediğini çok iyi biliyorum. 

Bu tutumu karşısında geri çekiyorum."

Günün sonunda biliyorum ki; onların o soğuk bakışları, kestirip atan cevapları ya da önüme ördükleri o yüksek duvarlar benim değerimi de, torunum üzerindeki hakkımı da eksiltemez. İçimdeki torun sevgisi ne kadar büyük olursa olsun, kendi gururumu ve haysiyetimi ayaklarım adına almayacağım. 

Ben üzerime düşeni yaptım; şimdi geriye çekiliyorum

Bu saatten sonra kimseye boyun eyemem kimsenin kuklası olamam emin olun. 

Bende Yoruldum 

@Aleynaırmak 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Öyle işte

EVET BİZ ALAN TANIDIK

SİZ OLSANIZ NE YAPARDINIZ